Reuters'ın gördüğü bir mektuba ve bir kaynağa dayandırdığı habere göre ABD, 35 ortak ülkeye yapay zeka yarışında taraf seçmeleri gerektiğini bildirmeye hazırlanıyor. Mesaj açık: Çin'in rakip çerçevesine katılan bir ülke, ABD öncülüğündeki Pax Silica girişiminin dışında kalacak.

Ne teklif ediliyor

Pax Silica, ABD'nin yapay zeka alanında kurduğu ortaklık çerçevesi. Bu tür girişimlerin sunduğu şey genellikle aynı başlıklarda toplanıyor: gelişmiş çiplere erişim, ortak araştırma programları, standart uyumu ve güvenlik iş birliği.

Yeni koşul bu paketi bir dışlama şartına bağlıyor. Katılım artık "bize katıl" değil, "onlara katılma" anlamına da geliyor.

Neden bu kadar sert

Yapay zeka altyapısı, birlikte çalışması gereken katmanlardan oluşuyor: çipler, bulut hizmetleri, modeller, standartlar. Bir ülke iki farklı çerçeveye birden katıldığında bu katmanlar arasında geçişler oluşuyor ve ihracat denetimlerinin anlamı azalıyor.

ABD'nin çip ihracatına getirdiği kısıtlar bunun somut örneği. Kısıtlanmış bir çip, üçüncü bir ülke üzerinden dolaşarak hedefine ulaşabiliyor. Dışlama şartı, o dolaşımı kapatmayı amaçlıyor.

Ülkeler için ikilem

Bu, 35 ülkenin çoğu için kolay bir karar değil. Tipik bir orta ölçekli ekonomi için tablo şöyle:

  • ABD tarafı — en gelişmiş çipler, en yetenekli modeller ve büyük bulut sağlayıcıları bu tarafta.
  • Çin tarafı — daha ucuz donanım, açık ağırlıklı modeller ve çoğu zaman daha esnek ticari koşullar.
  • İkisi birden — şimdiye kadar mümkündü; bu adımla kapanıyor.

Üçüncü seçeneğin kapanması asıl değişiklik. Bugüne kadar pek çok ülke iki taraftan da alarak dengeyi koruyabiliyordu.

Türkiye gibi ülkeler için

Bu tür bir dayatma, teknoloji tedarikini dış politikanın parçası hâline getiriyor. Bir ülkenin hangi çipi alacağı artık yalnızca fiyat ve performans meselesi değil; hangi blokta durduğunun beyanı.

Kısa vadede bu, seçim yapan ülkeler için pazarlık gücü doğurabilir — iki taraf da tarafını kaybetmek istemiyor. Uzun vadede ise teknolojik bağımlılık tek bir yöne kilitleniyor ve o kilit kolay açılmıyor.

Ne kesin değil

Haber bir plana dayanıyor; ülkelere henüz resmî bildirim yapılmış değil. Bu tür girişimlerin nihai hâli çoğu zaman ilk taslaktan yumuşak çıkıyor ve istisnalar ekleniyor.

Yine de yön açık: yapay zeka artık bir teknoloji politikası başlığı olmaktan çıkıp doğrudan bir dış politika aracı hâline geliyor.

Benzeri daha önce yaşandı

Bu kalıp teknoloji tarihinde yeni değil. Telekom altyapısında 5G tartışmaları sırasında da benzer bir taraf seçtirme yaşandı ve sonuç iki farklı ekipman ekosisteminin ortaya çıkması oldu.

O deneyimden çıkan iki ders var. Birincisi, ayrışmanın maliyeti öngörülenden yüksek oluyor: iki ekosistemi birden desteklemek zorunda kalan ülkeler ve şirketler için karmaşıklık ve maliyet artıyor. İkincisi, ayrışma tam olmuyor — kâğıt üzerinde ayrı duran sistemler pratikte birbirine bağlanmanın yolunu buluyor.

Asıl kaybeden kim

Bu tür bir bölünmede en çok zarar gören taraf, iki blokta da olmayan ülkeler. Yapay zeka araştırması bugüne kadar büyük ölçüde açık yürüdü: makaleler yayımlandı, modeller paylaşıldı, veri kümeleri ortak kullanıldı.

Bloklaşma bu açıklığı daraltıyor. Kaybeden, kendi modelini eğitecek sermayesi olmayan ve bugüne kadar açık kaynaklardan yararlanarak ilerleyen araştırma toplulukları oluyor.